25 Ağustos 2009 Salı

Ramazan geldi

Bu sene Ramazan ağustos ayının sonlarına denk geldi. Yiğitler bir koşuşturmaca çalışıyorlar. Biz de iftar vakti bi ziyaret ettik Bursa Çam'ı.

Annemle babamı ve Umut Amca'yı ziyarete gittik.

Bora 7 buçuk aylık oldu. Dil çıkarmayı öğrendi. Hala agu-gugu- ve guuuu diyor. 2 gün önce kendi kendine oturdu. Emeklemesi daha güvenli oldu. (Ben de tepesinde emekliyorum ama olsun.) Hatta bu ara bir yerlere tutunup ayağa kalkmaya çalışıyor. Dün gece 3 te uyandı, odaya gittim. Bir baktım karanlıkta (zaten tam seçemiyorum) ayağa kalkmış karyolanın kenarına tutunuyor. Resmen korkudan içim titredi. Ama düşecek diye değil de (çünkü aşağıda duruyor yatağı) hiç beklemediğim bi görüntü olduğu için. Sanki hırsız gördüm. Bi garip korkuydu.

İşte oturdum.
Babamın ben doğduğumda aldığı arabaya ancak bindim.
Bora bir de ellerini çılgın gibi sallamaya başladı. Videolarda oturması, emeklemesi ve ellerini çırpması, tırmanma çalışmaları var.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

kaş-bozyazı-tisan

8-15 Ağustos 2009. Bu tatil, hayatımda geçirdiğim en yorucu tatil oldu. Tatil yorucu olurmuymuş demeyin, oluyormuş. Ama çok tatlıydı tatilimiz. Bora var tabii.


Cumartesi sabahı tintin, yarisimizle çıktık yola. Giderken 1,5 saat, dönerken 1 saat araba kulladım. Aman ne yorucu işmiş o öyle. Yiğit'i takdir ettim bayaaa. Bi de stresli. Esneyesim geliyo, Yiğit bi şey der diye yutuyorum, ıslık çalıp şarkıya eşlik ediyorum, "Yola konsantre ol" diyor. E haklı biraz. Zor işmiş uzun yol.

Neyse uzun yolun ardından vardık Kaş'a, Çukurbağ yarımadasına. Büyük hevesle yer ayırttığımız Blueline Hotel (a.k.a. Aquapark Hotel) tam bir fiyasko çıktı. Aslında otel güzeldi. Fakat bir yokuş, bir de rampaydı. Arnavut kaldırımlı dik yokuşlu yeri görünce orda Borayla sabah gezileri yapamayacağımızı anladım. Ve çıkmaya karar verdik. Parayı da yatırmış bulunduğumuzdan bir gece kalalım öyle çıkalım dedik. Otelde sanki minumum girdi ile bu işi nasıl kotarırız demişler gibi bir hava vardı. Eleman azdı, verdikleri bebek yatağı bir felaketti, odalar bi değişik boştu. Neyse o geceyi atlatıp ertesi sabah Hotel Phellos'a yerleştik.

Hotel Phellos çok daha ucuz ve güzeldi. 3 gün Phellos'ta kaldık. Sabahları 6'da kalktık. yaklaşık 1 saat 15 dakika Kaş'ta dolandık. (Bora uyuyana kadar) Bi Borayla ben, bi çöp arabası, bi taksici, bi polisler, bir askerler, bir de bi tane sarhoş varsı Kaş'da. İlginç bir deneyim oldu benim açımdan.

Bora'nın ilk deniz deneyimi Kaş Kamping'de oldu. Fazla sokamadık hemen ağladı. Sonra aynı gün otelin havuzuna soktuk. Buralarda çektiğimiz videolar maalesef silindi.
Kaş Kamping'de annemle.
Kaş Kamping'de babamla.
Şekerleme yapmaya bayılıyorum.
Ama asıl deniz macerası 2. gün Limanağzı'nda gerçekleşti. Aman, o ne ağlama. Minnoş soğuktan tabii, bas bas ağladı. Bizim de yapmadığımız maymunluk kalmadı. Sonradan yavaş yavaş alıştı. Suyun içinde sessiz sessiz durdu.
Tırtırtırtırtır bu ne ilginç bi alet.
Ama çok güzel uyku getiriyo.
Evdeki küvete hiç benzemiyo bu su. Tadı da bi değişik.Mmmmm.
Her zaman deniz sonrası keyfi yaparım.
Ya gıdıklama baba yaaaaa.
Köfte ekmek:)))
3.Günün de ardından sabah kalktığımızda nereye gidelim diye konuşurken "Mersin'e gidelim" dedim. 9 buçuk 10 gibi yola çıktık. (O yol da ne bitmez yoldur.) Sonunda akşam 6 da Anamur'u yarım saat geçmiştik.
Bozyazı diye bir yerde Jandarma yolu kapatmış. Yol çalışmaşı varmış, 2-3 saat açılmazmış. Daha da 2-3 saatlik yolumuz var. Napalım, napalım derken Bozyazı'da bir yerde kalmaya karar verdik.
Pelişin kofur ağacı ve Bora.
Babam benim.
Hotel Alinko bu tatilin bonusu oldu. Sonradan öğrendim ki meğer burası Özlem Hoca'nın kayınvalidesinin yazlığının olduğu siteymiş. Pelin'nin kafur ağacını gördük. Pelin, Japon çizgi filmlerini izleyip bu ağaca "kofur ağacı, kofur ağacı" diyormuş zaten. Sonradan Kafur ağacı olduğunu öğrendik. Anavatını Güney Çin ve Japonya olan bu ağacı gören bir Japon bile çok şaşırmış ağacın nasıl oraya geldiğine. (Ağaç çoooook büyüktü.)

Bozyazı da kamp kıvamındaki otelde kaldıktan sonra sabah kalvaltı yapmadan 7'de yola çıktık. 9 gibi Tisan'daydık. Sürpriiiiiiiz. Herkes uyuyordu, çok şaşırdılar tabi. Bir 3 gün de Tisan'da kaldık. Deniz bal gibi, sıcacık. Bora rahat rahat girdi çıktı. ben yine sabah gezmeleri yaptım. 6 civarı güneşin doğuşunu izledik Borayla.
Ayfer halamın midesi ağrıyodu. O mutlu, ben mutlu sıcak sıcak uyudum. Arkadaki de anneme benziyo gibi.
Özlem Hoca en zor tatilimi geçirdiğimi söyledi. Bundan sonra biberon steril et, mama hazırla vs. olmayacağı için daha rahat edermişim. (Sanmıyorum ya neyse:))

Sonuç olarak tam bir aile tatili geçirdik bu sene. Bora büyüyor. Sevgimiz her gün katlanıyor. Pötibör pötibör kokuyor, ağzımızın suyu akıyor.
P.S.: Çok uykum geldi, videoları ardarda yüklüyorum.

Bora 7 aylık oldu

Bu ay doktor kontrolümüz 6 Ağustos'da, tatilimizin hemen öncesindeydi. Bora yine üst sınırlarda dolaşıyor. Boyu 74 cm. Ağırlığı 9700 gr. olmuş. Kocaman bişey oldu. Yemek menüsüne fazladan bir de balık eklendi.

Az kaldı patlıcanlara binmeye.
6 ay dönüm noktasıydı ya 7. ayda da hızla ilerlemeler devam ediyor. Bayaaa emekliyor artık. Gerçi nerdeyse ben de onun tepesinde emekliyorum, koca kafasını yere çarmasın diye, ama olsun. Bu günlerde tv.nin önündeki cd sepetine doğru emekliyor sonra onu yanında bi bacağını altına alıp oturuyor. Sonra da bir eliyle yerden destek alırken diğer eliyle cdleri karıştırıyor. Tam oturma pozisyonunu almasına az kaldı sanırım. Yorulunca artık kendini göğüs üstü yere atmak yerine bir bacak altta, bir elden destekli oturur gibi yapıyor. Niyeyse bebeklerin önce oturup sonra emeklediğini sanırdım.

Napıyo bu amca bu iple anlamıyorum.

Bir de buram buram pötibör bisküvi kokuyor, ağzımın suyu akıyor. (Yediği pötibör bisküviden olduğuna inanıyorum) Bu yarım gün süt izni olayına alışmışım. Tam güne geçiş zor olacak. E büyüdükçe tatlılaşıyo da.

Diş durumu da son raddede. Çeşmeler sonuna kadar açık. Artık önlük de kafi gelmiyor.