29 Aralık 2009 Salı

potluck 2009

Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini Bora sayesinde daha iyi anlıyorum. Geçen sene potluck'ta ortada yoktu, bu sene her taraftaydı. Potluck her zamanki gibi çok zevkliydi. Yemekler harikaydı. Bora da çerkes tavuğu ve patates salatası yedi bayıla bayıla.
Bora 2 gündür "ba ba ba ba ba" diyor. Babası da kasım kasım kasılıyo "baba dedi oğlum" diye:) Hıııı tabi tabi.

Yavaş yavaş yürümeye de başladı oğlum. O korkusunu attı biraz üstünden. Ben de yine hasta oldum. Bu sene sürekli hastalanıyorum. Bora'ya geçmesin diye uzak duruyorum.

Yılbaşına 2 gün kaldı. Artık hiç cezbetmiyor beni. Eskiden 2-3 hafta önceden yılbaşını heyecanla beklerdim. Yılbaşı gecesi ne yapıcam diye planlar yapardım. Artık hiç ilgimi çekmiyo hayret yani. Yani canım dışarı çıkıp içmek filan istemiyo. Evde geçirmek daha cazip geliyor. Bu sene ev ziyaretlerinin ardından İlknurların bize uğramasını bekliyorum. Heyoooo. Yaşasın çocuklu kutlamalarrr.



17 Aralık 2009 Perşembe

başlıksız


Bora'nın 11 aylık kontrolleri de yapıldı. Tam 80 cm ve 11 kilo. Doktor "Tipine bakıp büyük hareketleri beklemeyin, bu daha kuzu, kuzu." dedi. Cidden çok kuzu oldu.

Geçen haftasonu İlknurlar, Itırlar, biz, Adnan ve Levo, Kaanlarda toplandık. Boy boy 3 çocuk. Bora az biraz yürümeye başladı ya hemen gösterelim dedik. İlk adımlarını attı, bir gürültü ve alkış koptu. Bizimki korktu herhalde ki artık yürümüyo. Yürütmeye çalışınca hemen yere oturuyo. Neyse fazla üstüne gitmiyoruz bu konuda.

Yarın domuz gribi aşısı yaptırmaya kesin karar verdik. Umarım bir yan etkisi olmadan rahat rahat atlatırız. Bu arada ben de korkuyorum aşıdan:)









13 Kasım 2009 Cuma

Banyodan sonra uykudan önce

Aman uykusu varken de bal gibi oluyo bu Bora. Artık tek elinden tutup yürütüyoruz. Kendi nereye gitmek isterse ayaklar o tarafa dönüp birbirine karışıveriyo. Başka yöne çevirirsek başlıyo vızıldamaya. Bu Bora bizi yönetecek gibi geliyo bana.

Kendisi ayrıca tam bir Fehmiyeci oldu. Yani utanmasam kıskanıcam:) Diyorum ki herhalde ilk kelimeleri anne veya baba değil de Fehmiye'nin bir türevi olacak. Eeeeee bütün gün onunla tabi.

Kış geldi artık. Paltolar, botlar çıktı ortaya. Bora'nın ayakları üşümesin diye annemle ayakkabı almaya gittik. Yok, yok, yok. Bu kocaman ayaklara ayakkabı yok yahu. Boyu oluyo ama tepesi girmiyo. En sonunda 23 numara bi ev ayakkabısı bulduk. O da bi parmak büyük geliyo ama ancak sığdı ayağı.

Sıcak sıcak termal içlikler aldık. Külotlu çoraplar aldık. Her sabah dışarı çıkınca üşümesin diye.

Kış gelince eve de tıkılmış olduk. Aslında yazın da Yiğit haftasonları çalıştığı için tek başıma çok organize olamadığımdan ve "aman naaapıcam tek başıma, nereye gidicem," mantığı ile fazla da çıkmıyodum. Ama şimdi baharın kıymetini anlar oldum. Keşke daha çok çıksaydım diyorum. Önümüzdeki bahar, acısını çıkarıcam. Oğlumla kırlarda, parklarda, bahçelerde gezip tozucam. (inşallah)

İşte bir demet uykudan önce resmi size. Annesi, babası, kendi.






10 ay 7 günlük Bora.

3 Kasım 2009 Salı

Koca bir ay geçti, Kasım geldi.

3 gün sonra Bora 10 aylık oluyor. Ekim ayı da bitti. Bu ay Bora ile bol bol ayrı düştük. Tüm aile fertleri sırayla hasta olduk.

Bora tam bir cin oldu. Küçücük işaret parmağıyla bi sürü şeye dokuyo. Genellikle tekerlek türü döndürebileceği oyuncakları seviyor. İkea'dan aldığımız tahta oyuncağının en üst parçasıyla oynamayı da seviyor artık. Son bir kaç gündür o üst parçayı yerine takmaya çalışıyo ama hiç bi şekilde isabet ettiremeyip atıyor. Zaten bu ara eline aldığı şeyi iki döndürüp atma süreci geçiriyor.
Salonda yerde duran cdlerin olduğu sepet ayrıca ilgisini çekiyor. O cdleri de alıp alıp, evirip çevirip atıyor yere. Ayrıca bu ara elinden tutup evde dolaştırıyoruz. Aslında yürümeye daha çok var gibi duruyor ama hoşuna da gidiyo ayakta olmak. Zaten tek başına emeklemesine izin vermiyoruz çünkü gördüğü ilk yükseltiye tutunup ayağa kalkmak istiyor ve tabii hemen düşüyor.


Bora'nın tahta oyuncağı ve cd kutusu
2 hafta önce Yiğit'in bi kaç günlük soğuk algınlığının üstüne ben de hasta oldum. Bi gün evde yattım ve ertesi hafta GBOK toplantısı için Brüksel'e gittim. Geçen hafta döndüm. O ara 5 gün ayrı kaldım oğlumdan. Döndüğüm gece Bora ateşlendi. Beni bekliyormuş herhalde hasta olmak için. Zaten ne zamandır hastalıktan dolayı fazla mıncıklayamıyodum, bu sefer de o hastalandı ve daha onun hastalığı geçmeden ben hastalandım. Şu anda raporluyum, Evde yatıyorum grip teşhisi ile. Bu grip olayı hepimizi işkillendiriyor. (Belki de sadece beni). O yüzden iyice iyileşmeden kalkmak istemiyorum. Neyse doktor tamiflu verdi, baş dönmesi yaptı o da. Durum böyle olunca Bora ile yine ayrı düştük. Bi gece babannesinde kaldı. Bi kere ananesi baktı. Dün akşam geldi ama yine uzaktan uzaktan seviyorum.
Bir süredir doktora götürmedik ama Bora 11 kilo civarı oldu. 4 tane dişi var, üstteki ikisi kazma olmak üzere:) Kocaman 2 tane ayrık diş çoook tatlı. Karyolasını kemirip duruyor sincap. Hala çeşmeler sonuna kadar açık. Bıktık önlük takmaktan. Agu dışında değişik bağırtılar duyuyoruz ama elle tutulur bi hece çıkmıyo ağzından. Bir de ayakkabı olmuyo kuşuma. Ona aykkabı aldım Brükselden 21 numara olmadı yaaa. Boyu oluyo da tepesi sığmıyo ayağının. Noolucak böyle bakalım.
Annemle, Babam'ı ve Umut Amca'yı ziyarete gittik. Bunlar da hep yorgunlar ya.
Dedem beni görünce çok sevindi. Artık tam sıkıştırmalık oldum ben de.
Tam sımsıkı giyindim babanneme gidicem, babam kahvaltılık bişeyler verdi. Mmmmm leziz.
Gıdıklama babaaaaaaaaa:D
Annem kazma dişlerime bayılıyor.
Bu ay Ozan Abimin ofisine de gittim. Aman her taraf oyuncak dolu. Ama kırılacak cinsten. Haldun dedem kızmasın diye çok dikkatli evirdim çevirdim o bibloları. Baksanıza nası bakıyo öyle brrrrrrrrr.
Annem Komisyon binasında toplantıya katılmış. Bunları da hava olsun diye koymuş buraya, burası benim blogum bana ne.
Bu da son halim. Bu palto Babamınmış. 3 yaş civarı Dedem İngiltere'den almış. Babannem de saklamış. Şimdi de benim oldu hehe.

2 Ekim 2009 Cuma

Şeker Bayramı ve Diş Buğdayı

Şeker Bayramı - 20-22 Eylül 2009

Bu bayram annem eve misafir geleceği düşüncesindeydi. Bir akşam ben yattıktan sonra kakaolu ıslak kek ve peynirli tuzlular yaptı. İkisi de hazır undan yapılmaymış ama bayaa uğraştırmış annemi. Neyse sonuçta bayramda hiç kimse gelmedi:) Babam'da annemle dalga geçti " Ev de doldu taştı diye." :))



Bayram sabahı annem bayramlıklarımı giydirdi, sonra babannemi aldık evinden ve büyük annaneye doğru yola çıktık. (Bu bayram da dedemler burada olmadığından onları göremedik.)



Büyük ananeye ve babanneme gidince annem, kakaolu kekin bayram tatlısı için pek uygun olmadığını anlamış bulundu. Bu arada kalburabastıları da götürdü.




Büyük ananemin evi tam bayram eviydi. Bütün akrabalar ordaydı.















Halamı şimdiden çok özledim.






Dilara ablamla çok oynuyoruz.





Halacuğum.









Diş Buğdayı

Bora'nın diş buğdayı babannesinin girişimleri sonucunda bayramdan sonraki hafta yapıldı. Kayınvalidem, annem, Yiğit'in ananesi, Seher teyze, Nazan teyze, Belma yenge, Nezir dayı ve kuzenler gelmişlerdi. Ben ancak akşam 6 'da gidebildim. Aslında Bora'nın 3 dişi çıkmıştı bile. Neyse, Bora'nın önüne altın, kitap ve makas koyduk. Annem de kalem ekledi. Ve başladık beklemeye. Bizim ki bir eliyle kitabı diğeriyle makası tuttu. Biz de Bora'nın çok okuyup Prof. Dr. olacağı sonucuna vardık. (Peeeeh) Zaten akademik hayatının ilk kitabını da Özlem Hoca almıştı.

Bora'nın ilk kitabı.




























(Amaaaan bu resimleri yanlış yüklemişim, sayfa düzeni yapamıyorum. İdare edin artık.)