İstanbul seyahatimize cuma öğleden sonra annem, Yiğit, Bora ve ben başladık, Yiğitsiz devam ediyoruz.
yolda biraz yoruldum daCumartesi sabahı babam Bora'yı gezdirmeye götürerek bize 90 dakikalık bir uyku süresi daha tanıdı:) Sonra da 2 gün boyunca Bora gezmediği kadar dışarılarda gezdi.
Cumartesi kahvaltıdan sonra ilk hedefimiz ikeaydı. Tam 1 saat 15 dakika sonra doğru yolu bulduk ve ikeaya vardık. Boraya oyuncak kutuları, sallanan muz, çadır, mama sandalyesi, tahta vinç ve kule aldık. Kendimize hiçbirşey almamayı da başardık.
Akşam babam boğazda .Mavi Balık diye bi yerde yer ayırtmış. Boğaz köprüsüne karşı harika balıklar yedik. Gerçi benim ızgara levreğim soğudu ama napalım artık manzara yeterdi.
Cumartesi akşamı dedem bizi boğazda balık yemeğe götürdü.
Dedemle ananem boğaziçi köprüsüne karşı... Annemle dayımın "dışın dışın" "tikon tikon" duf" gibi silah sesleri çıkardıklarını anlattılar, annem çok eğlendi.
Babamı çok özledim, bu tatilde de bi sürü oynadık beraber. Bu arada benim çeşmeler akıyoooooooo:)))
Herkes benimle ilgileniyo.
Pazar günü Alper ve Ebru ile beraber hisarda kahvaltı yaptık. Bu sefer de menemenleri götürdük. Bora bu aralar yerinde pek duramıyo, sahilde 2 boy dolaştık. Ardından da Yıldız Parkı'na gittik ve Bora'nın hayatımızı nasıl değiştirdiğini konuştuk. Eskiden olsa İstiklal, Cihangir, Asmalımescit taraflarına filan gider, içerdik püüüüüü:)))
Babamla parkta dolaşıyoruz.
Annem de bana hayran, yakın plan çekip duruyo ne varsa.
Malta Köşkü'nün önündeyim. Köşk benim olur.
Öğleden sonra dayım geldi. Çok büyümüşüm, öyle diyo. Bir saat oturdu gitti, bişey anlamadım. Ayrıca babam da Ankara'ya döndü, valla gözlerim doldu ağlayacaktım zor tuttum kendimi:P
Sabahın köründe kalktım yine. Bünyem böyle napim. Annemle çıktık sitenin bahçesine dolaştık.
Yine mi yakın çekimmmm.
Dedem pazar pazar ders çalışıyo. Ya dede yeter artık bu kadar çalıştığın, yürümeye bi başlayım da Ankara'ya gel oynayalım.