Defneciğim seninle tanışmak için sabırsızlanıyorum.
Bugün Bora, Ozan'ı görmeye gidecek. Deniz ve Alex gelmişler Amerika'dan. Akşam onları göreceğiz. Ozan'ı seveceğiz.
Benim kuzum da bu hafta doktor kontrolüne gidecek. Bir soru listesi hazırladım, kendim bile şaşırdım bu kadar sorum olduğuna.
1. Günde ne kadar süt içmeli? (Yarım litreden fazla içerse böbrek taşı yapar diyorlar doğru mu?)
2. Süt nasıl olmalı? Yarım yağlı, organik veya çocuk sütü?
3. Yumurtanın beyazına ne zaman başlanacak?
4. Hergün yumurta yemeye devam mı?
5. İlaçlarını (vitamin,demir vs.) kullanmaya devam mı?
6. Esmer ekmek çeşitleri yiyebilir mi?
7. Evde giymesi için ayakkabı alalım mı?
8. Konuşmaya ne zaman başlar?
9. Yoğurt ne kadar vermeliyim?
10. Bardak vs. tutmaya başlama zamanı nedir?...
Bi taraftan, "eskiden yarım yağlı süt mü vardı? esmer ekmek mi vardı? ne olacaksa sanki" diyorum içimden. Ama sormadan da yapamıyorum. Neyse doktorumuza soracağız bunları.
Bu hafta Bora'nın Nazlı Halası Ankara'daydı. Çok özlemiş Bora'yı. O harika fotoğraf makinesini de getirmiş. Bol bol resim çekti. Yiğit makineyi 200 liraya almak için çok diretti ama Nazo 2000'den aşağı inmedi:)
Maharet makinede mi ben de mi:P Hep gülecek değilim ya.
Bu iki koltuğun arasından geçmek yeni oyunum oldu. Diğer tarafta birisi nasılsa bekliyor.
Resimlere fazla yoruma gerek yok. Şubat başı itibariyle Bora işte.
Bu ara neler yapıyor:
Bu ara, evdeki 2 topunu 2 eline alıyo, ayağa zorla da olsa kalkıyo, elinde toplarla yürüyüp, parkeye atıyo.
Ayağıyla top sürüyo.
Ba-ba-ba-ba diyordu. Şimdi ıııııııiiiiiiiiiiııııı gibi garip sesler çıkartıyo.
Çirkin oluyo.
Dikkatimizi çekmek için ona bakmadığımız zamanlar öksürür gibi bişeyler yapıyo, gülüyo.
Mamayı bıraktı, artık süt içiyo.
Koltuğun üstündeki yastıkları tek tek yere indiriyo ve sonra "Bora düştüüüü" diyince kendini sırt üstü yastıkların üstüne bırakıyo.
Arabasını kendi kendine sürüyo.
Mandal kutusundan mandalları çıkartıp tek tek çamaşır sepetine dolduruyo.
Evde sürekli bir o tarafa bir bu tarafa yürüyo.
Reklamlar başlayınca hiç birşeyi duymuyo, televizyona bakıyo.
Biraz ağlamayı öğrendi, istemediği bir şey olunca huysuzlanıyo.
Beni kapıda karşılıyo.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder