7 Mayıs 2011 Cumartesi

Kreşli olduk.

Uzuuun bir aradan ve Yiğit'ten dondurma rüşveti aldıktan sonra başlıyorum yazmaya. Cumadan beri yatıyorum. Felaket hasta oldum. Hala da tam olarak geçmiş değil. Neyse toparladım biraz.



Bizim minik kuş 2 aydır kreşe gidiyor. İlk bir hafta kreşin kapısında, araba koltuğundan inmeden ve hatta evde yataktan çıkmadan söylenen Bora şimdi okulunu çok seviyo. Pelin öğretmenin bunda payı büyük herhalde. Öğretmenini görür görmez arkasına bakmadan gidiyor. Hemen kollar havaya kalkıyor, öğretmene gülücükler atılıyor. Biz de tabi bu durumdan çok memnunuz. Kreşimiz Bora'yı çok olumlu etkiledi.



Bir kere bi açıldı çocuk. Kendine güveni geldi. Eskiden benim itelememle parkta sürekli cesaret sözleriyle oynayan Bora artık kendi kendine koşa koşa kaydırağa filan gider oldu.


Ayrıca çenesi de açıldı. Öğretmeni "Bora konuşmuyor ama hiç de susmuyor." dedi. Gerçekten de sürekli bir geveleme halinde. Biz artık Bora konuşuyor diyoruz. (Züğürt tesellisi işte:)) Evet kullandığı kelimeler "Ve(h), Ge(h) bunlar ver ve gel demek oluyo, aga, gagu, ınnnne(anne) vs." Dün ise "kraker" ve "ayakkabı" dedi. Tabi "kıakeee" ve "aaakakıı" şeklinde bir geveleme ile.



Bir de sonunda el sallamayı ve öpücük göndermeyi de öğrendi. Sonra bir kaç şarkıda bize hareketlerle eşlik etmeyi de.



Bu ara oynamaktan en çok zevk aldığı şey Nazo'nun tabiriyle "süpürge makinesi" yani elektrik süpürgesi. Mutlaka her gün süpürge bulunup salonun ortasına veya koridora getiriliyor. Zorla fişe taktırılıyor ve çalıştırılınca da kaçılıyor.:)



Kreşe başladık başlayalı hastalıktan da kurtulamadık, ben böyle bir 2 ay geçirmedim valla. Bir hafta 40 derece ateşlendi, sonraki hafta konjiktivit oldu, aynı anda geçici sinovit oldu, sonraki hafta faranjit, sonraki hafta laranjit, sonra tekrar faranjit. Bu arada ben de bittim. 2 ay burnu akar mı bir insanın. Akıyormuş. Neticesinde de işte böyle yatağa düştüm. Ara ara Yiğit ve kayınvalidem de hasta oldu.


Birkaç resimle bu kaydı tamamlayım da, son 2-3 ayda yaptıklarımızı da ayrıca yazarım artık.

Arda, Itır, Mehmet ve Totinaz gelmişlerdi bir akşam. Minik kuşlara Caillou açtık.

Annemin okulunda 23 Nisan şenlikleri. Pek şenlikli geçti.


Ve Bora'nın kreşinde düzenlenen kostümlü 23 Nisan şenliğine giderken. Bir türlü kostüm alamadım. Yani istediğim gibi bulamadım. Bu sektör de ayrı bir sektörmüş. Ya önceden almak lazım ya da evde 1-2 kostüm bulundurmak. Ben de 2side olmayınca kendim yapmaya karar verdim. Ve Bora'nın çok sevdiği turuncu kedi oyuncağının renginde bir kedili şapka yaptım. Artık okulda ne kadar taktı bilemiyorum.

1 yorum:

  1. hic umudum yoktu ama bir de baktim ki yepyeni bir yazi var :) kres cok iyi olmus, malesef hastaliklar oyle oluyor, kuzey de dolayisiyla ben de butun kisi nezleli gecirdik, bi de abuk subuk bi suru virutik hastalik.. ama sonra bi sekilde bitiyor.. kresin en guzel yanlarinda biri de senin vermeyi dusunumedigin seyleri ogrenme firsati olmasi.. hayirli olsun.. bi daha ki gelisimizde iyi olursunuz da adam gibi gorusebiliriz insallah..

    YanıtlaSil