12 Eylül 2011 Pazartesi

Ankara-Çanakkale-Ankara







Bu yaz, yazı getiremedik. Yiğit önceden Kazdağlarına rezervasyon yaptırınca bir kaç ertelemeden sonra (havaların ısınmasını bekledik) ufak çaplı bir Çanakkale turu yaptık.


Güzergahımız:Ankara-Bandırma (Nazo'yu aldık)-Güzelyalı-Assos-Bozcaada-Yeşilyurt- Eskişehir-Ankara


Güzelyalı'da Bora'yı denize sokamadık çünkü hem soğuk hem yosunlu hem de denizanalıydı. Deniz pek güzel olmasa da kaldığımız yer çok güzeldi.


Uzun zamandır amcamı görmemiştim. Hep beraber elma bahçemize gittik. Taze taze fasulye topladık.


Güzelyalı'da kaldığımız sürede Şehitliği de ziyaret ettik. Yiğit'ler ilk defa gidiyorlarmış. Ben de görmeyeli çok olmuştu. Gerçekten çok etkileyici ama 2,5 yaşında çocuğun peşinde koşmaktan tam da birşey anlayamadım. Hava da çok sıcaktı. Bir-iki gün Bora'nın ateşi çıkınca çocuğun başına güneş geçti sandık. Meğer yine hastalanmış. Yine antibiyotik kullandık. Bu sezonun son antibiyotiğiydi neyseki.






Güzelyalı'dan sonra Babanneyle, Halayı bırakıp Assos'a yola çıktık. Assos da deniz harika. Ama yine soğuk. Biz kadırga koyunda kaldık. Bir gece de limana gittik. Tabii bayıldım. Tam rakı-balıklık bir yermiş. İşte uzaktan izledik 2 tur atıp döndük:)

Ve Bozcaada... Bozcaada'ya aşık oldum resmen. Meydandaki kır kahvesinde oturduk harika yemekler yedik. Mantı ve gözleme ama çok lezzetliydi. Sonra şarap bağlarının arasında dolaştık. Nefis kumlu plajında denize girdik. Yiğiti arı soktu. Corvusun fabrikasında şarap tadıp 2-3 tane aldık. Gittiğimiz gün oranın pazarıymış. Köy pazarı diyip hevesle pazarı gezip 2 şeftali alıp çıktık. Sonra arabanın anahtarını kaybettik. Çilingir bulup kapıyı açıp içerdeki yedek anahtarla yola devam ettik. 1-2 ufak aksaklığa rağmen tadı damağımda kaldı. Çocuklar bir miktar büyüdükten sonra başbaşa gidilesi bir yermiş.


Bora ve yoga yapan kadın:)


Diğer bayıldığım yer de Kazdağları ve civarı. Nedense Kazdağlarını hep dev çamlarla kaplı bir yer olarak hayal etmiştim. Açıkçası ilk gittiğimde biraz hayal kırıklığı yaşadım. Kısa kısa açık yeşil bir görünütü. Ama sonradan oraya da bayıldım. Otelden de çok memnun kaldık. Minik bir havuzu vardı Bora da havuza bayıldı. Köyün içi yokuş aşağı yürüyerek 5 dakikalık yer. Orada da tam ortada bir kır kahvesi , yollar daracık arnavut kaldırımı . Zeytinler, zeytinyağları.


Yeşilyurt köyündekiler Zeus Altarı ve Hasanboğuldu'ya mutlaka gidin dediler. E bizde gittik.


Burası Zeus Altarı dağın tam anlamıyla başı. Bütün kıyı uçsuz bucaksız görünüyor. Fotoğraflardan tam anlaşılmasa da manzara çok güzeldi.


Çanakkale'de en son Hasanboğuldu. Şelale ve göle gittik. Buz gibi sulara nasıl girdi Bora anlamadım. Beş dakikada insanın ayakları acıyor soğuktan. Hasanboğuldu'nun da bir efsanesi varmış. Merak eden googlelasın.


Dönüşte bir de Eskişehir'e uğradık.


Beş dakkada Beşiktaş, beş günde Çanakkale. İşte böyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder