13 Mayıs 2009 Çarşamba

4 aylık oldum

Bora 6 Mayıs'ta 4 aylık oldu. Doktorumuzu görmeye gittik yine. Bi de baktık Levent Bey hop diye Bora'yı oturtmuş. Meğerse 3 aylıktan itibaren oturtulabilirmiş. Bora 8kilo 200 gram civarında çıktı. Miniminnacık fazlaymış kilosu ama problem değil şu anda. Bir buçuk yaşında göbekli bişey olursa o zaman koşu bandına çıkarırız dedi Levent Bey.

Konakları hala geçmedi. Sonra bir gece bi baktık kafasından sular sızmış yatağa. Tabi bizim içimiz parçalandı hemen ertesi gün koşa koşa dermatoloğa gittik. Zaten çok kaşınıyodu kafası. Seboroik dermatit mi ne öyle bişey dedi doktor hanım. Kortizonlu bi krem verdi yüzüne (lokoid) saçlı deriye de başka bişey verdi. Bi de allerset verdi kaşıntı için. Cildi çok hassasmış ve konağı çok ağır geçiriyormuş. 5-6 ay sürebilir, geçirmeye çalışmayın, bu bi hastalık değil zaten dedi doktor hanım. Ben zaten biliyodum da işte herkese dert oldu.

Oturuyorum artık.

Annemle evde Funda Ablamın aldığı battaniyenin üstünde oynuyoruz.


Babannemde çok mutluyum. Bu üstümdeki de İtalya kreasyonumdan.

Güvercinim ben.

Birde bugün Bora'nın aşı günüydü. 2 bacağını da deldiler hainler:) AAAaaaaaa ilk anneler günüm de bu haftaydı yahu. Ne çok olay olmuş. Bu kadar ara verirsem böyle olur. Anneler günüm çok güzel geçti. Annem harika bi hediye almış bana, bi tane de hazırlamış. Hüngür foşurt ağlattı beni. Taaaaaaa glasgowlardan, istanbullardan bile telefon geldi. Beklemediğim bir sürü kişi aradı çok sevindim. O günümü annemde ve Yiğitin ananesinde geçirdik. Annem tabi Bora'yı çok özlemişti. Büyük anane de. Yiğit de 2 sürpriz hazırlamış numara yaptı bana, canım benim:))))

Ötel dengize sıfır...

2-9 Mayıs tarihlerinde kayınvalidem İtalya'ya gitti. Uzun bir İtalya gezisinden Bora'yı donatmış olarak döndü. Benetton'u kapatmış:) Çok güzel diye anlatıyor umarım biz de gideriz ilerde.

Biz de ailecek ilk tatilimizden döndük. Antalya'ya gittik. Giderken havanın güzel olmasını beklemiyorduk. Hava durumu hep bulutlu gösteriyor, 20 derece civarında diyordu. Ama yağmurlu başlayan tatilimiz bayaa güneşli geçti. Yandık bile.

Babam araba kullanıyor. Ben varım diye 100'ü hiç geçmedi, dersem inanmayın. Arada 130'a çıkmış. Eeeee annem Eğirdir, Akşehir, Yunak üstünden daha kısa, ordan dönelim diye tutturup da dönüş yolunda bizi çakır-çukur virajlı yollara sokup, bi kaç saat geç kalmamıza sebep olunca, biraz kızdı sanırım. Allahtan araba da ben varım da arada aynadan yüzümü görünce yumuşuyo:P

Ötelimiz dengize sıfırdı...Babamla annem habire yedi. Zaten günümüz yemek vakitlerine göre programlanıyodu. Sabah kalktık kahvaltıya indik, o bitince biraz havuz, bi baktık aaa öğle yemeği gelmiş hemen yemeğe, ordan odaya uyumaya, ordan kalktık aaaa akşam yemeği gelmiş filan derken saat 9 oldu benim uykum geldiiii. Kusura bakmasınlar bizimkilerde erken den yatmak zorunda kaldı. Napalım, gülü seven dikenine katlanır.

Kremleniyorum.

Bu tatilde ayaklarımı keşfettim. Annem onlara niyeyse sıcak poğaça diyor. Her sabah bi öğün yiyor.


Çok fazla da yanmamalıyım cildim hassas.


Oh yaaaa tatil gibisi var mı heheyyyyyyt.

Bu tatilde babamla birbirimize doyduk resmen, çok özlemişiz. Beni çok gezdirdi. Hatta bi öğlen babamla çıktık 2 saat gezdik annem de odada uyudu. Babam beni dizine oturtup döner yedi, bişeyler içti.

Akşam yemeği sonrası gezintileri. Hava akşamları serindi de sarmalandım yine.

24 Nisan 2009 Cuma

Keyfim gıcır

İşe başladım. 2 hafta oldu. Özlemişim. Bora 3 buçuk aylık ya işyerinde şaşkınlıkla karşılandım. Neyse herşey bıraktığım gibi. Sanki 5 ay ayrı kalmamışım hiç.

İşe başladım. Başlar başlamaz 1 hafta izin aldım. Bu hafta kayınvalidem İtalya'ya gidiyor. Ben mecburen izin almışken benim mecburi iznim birden tatile dönüşüverdi. Yiğit "Bari biz de bi yerlere gidelim dedi" ve biz de Antalya'ya gitmeye karar verdik. Pazartesi gidiyoruz. 3 gece Club Voyage Belek'teyiz. Bu tatil masrafları da arttırdı. Bora'ya güneş koruma kremi, kendimize de krem, Bora için arabaya 2 adet güneşlik, Bora'ya şapka, Bora'ya ilaç, ekstra biberon falan derken paracıklar gitmiş. Artık kendimden çok Bora'ya alışveriş yapmaya başladım.

Bora kahkaha benzeri sesler çıkarttı bugün. Bugünün blog entrysinin sebebi de bu aslında. Babannesi gugu-agu eşliğinde jimnastik yaptırırken bi bakmış bizimki bi sesler çıkartıyor.

Mışılmışılmışılmışıl...
Ardanın koltuğu da cidden rahatmış, ooooooooh.
Çok seviyorum beniiiiiiiiiiiiiiiiiiii, gülünce de ne tatlı oluyorum.
keyfim gıcır...

11 Nisan 2009 Cumartesi

Bir ilkbahar günü

Bu ilkbahar gününü annem babam ve Bora'yla Temelli civarında geçirdik. Sonunda Bora tam anlamıyla güneşle tanıştı. Hava harikaydı. Giderken Trabzon ekmeklerimizi aldık. Tandır etimizi aldık. Benim galiba yemek konusunda gözüm doymuyo. Eti az bulmuştum ama arttı bile. Neyse 3 gün sonra işe dönüyorum. Fazla kilolarımdam kurtulmak için sürekli işe başlayınca diyordum ama bu boğazımı nasıl kesicem merak ediyorum.

Şehirde yaşaya yaşaya temiz hava bol güneş insanı çarpıyor. Eve gelince bir yorgunluk çöktü üstüme. Benim üstüme çöktü de maalesef Bora'nın üstüne çökmedi. Neyse yaptırdık banyosunu. Konaklarını yıkadık. Ne inatçı şeymiş şu konak. Zeytinyağı sürüyoruz, karbonatlı su yapıyoruz bana mısın demiyo. Sonunda mustelanın konak giderici şampuanını aldım, bakalım artık ne kadar daha bu inat devam edecek.

27 Nisan'da kayınvalidem İtalya'ya gidiyor. Biz Antalya'ya. Yiğit Club Voyage Belek'te yer ayırtmış. Club Voyage Sorgun harikaydı bakalım burası nasıl. Bora'yla ilk seyahatimizi dört gözle bekliyorum.
Annem yine anneannemden birşeler yürüttü. Bu sefer de elektrikli süpürgeyi aldı.
Dedem biraz büyümemi bekliyo. Onunla dağlara çıkıcaz. Dere tepe gezicez.
Çok tatlıyım çok noolucak benim bu halim.
Uuuuuuuuu.
Annem poz vericem diye beni ağlatıyo yaaaaa.
E babam nerde yahu?

6 Nisan 2009 Pazartesi

Bora ve Barack

Bora, Dünya gezegenindeki 3. ayını tamamladı. Buna göre; boyu 64,5 cm, kilosu 7030 gr, baş çevresi 41,5 cm. Standartlara göre, gezegenimizdeki 18. yılında 1,88-1,92 m. arası bişey olacakmış. Gününde dünyaya gelen her 100 bebekte ilk 10 arasındaymış.
Doktorumuz Levent Bey Bora'yı şöyle bir mıncıkladıktan sonra, böbreklerinin, dalaklarının, ayak tırnaklarının, kulaklarının, gözlerinin, ciğerlerinin, kalbinin, kemik gelişiminin vs. gayet iyi olduğunu söyledi.

Bu amca ne diyo acaba?
Yiğit yan çekmiş vidyoyu.
Bugün aşı da oldu Bora. Rota aşısı. Ağızdan bir sıvı içirdiler aşı niyetine, o yüzden bi sıkıntı olmadı. Levent Bey günde 5 dakika güneş görmesinin günlük D vitamini ihtiyacını karşılayacağını ve havalar ısındığı için 1 saat kadar dolaştırabileceğimizi söyledi. İndir çıkar, indir çıkar bayaaa bi kol kası yapıcaz anlaşılan.

Dün akşam Barack Obama Ankaraya geldi, yolları altüst etti. Bugün Yiğit Farabi'den işe yürümek zorunda kalmış. Fakat Seğmenlerden aşağı inen yokuşu yaya trafiğine de kapatmışlar. Artık uçtu mu naaptı, telefonda tam dinleyemedim gerisini.
Dün Bora'yı anneannesine bıraktım. Kendimi Ankamall'e attım. 4 saat dolaştım. Alışveriş yaptım. Yiğit'in kotlarını giymeye başlamıştım. Fena da durmuyolar aslında ama yine de kendime kot pantolon aldım. (Babamın bonuslarının üstüne yatmakla ne iyi yapmışım.) Aman birkaç ay sonra hamilelik bitecek, yok kilo veririm yaza kadar diye diye üstüme birşey alamıyodum. En sonunda bişeyler aldım.

Akşama yine kafedeyim, beklerim......................................................................
Bu arada kafeye gittim. Dolmuşa bindim. Sahil Güvenliğin orda indim. Araçları Kızılay'a sokmuyorlardı. Yağmurda yürüyüş yaptım.
Akşam 5'te yollar hala kapalıydı. Kızılay Meydanı.
Atatürk Bulvarı.

3 Nisan 2009 Cuma

1 Nisan 2009 Çarşamba

Aguca öğreniyoruz

Evet evet ailecek aguca öğreniyoruz. Neyse ki zor bir dil değil. Şimdilik 4 kelimeden oluşuyor. Agu, auv, guu ve uuu. Annem, kayınvalidem, Yiğit ve ben zaten öğrenmiştik. En son bir baktım babam da başlamış konuşmaya.

Babam: Düzgün tut da konuşayım.
Annem: (Ses yok, Borayı düzeltiyor)
Babam: Aguuuuuuuuuuuu.
Ben: Hahahahahahahahahaha.

Anlaşıldığı gibi geçen hafta sonu Can gelemedi ama Babam geldi. Hafif bir soğuk algınlığı sebebi ile fazla haşır neşir olamadı Borayla. Ama zaten Bora da yani pek haşır neşir olunacak yaşta değil henüz. Anca kucakta dolaşsın. Fena alıştı kucağa ya da doğaları gereği bu aylarda meraklı olmaya başlıyorlar. Etrafı gezince susuyo, meraklı meraklı inceliyo her yeri.

Dedemle anneannemi çok seviyorum, özlüyorum.

Bir-iki haftadır başımızı konak belası sardı. Ne çirkin bişey o öyle. karbonatlı zeytinyağları sürüyoruz her gün yıkıyoruz banamısın demiyo. Sarı sarı. Kabuk kabuk. Başta fazla takmıyodum ama kronikleşince mecbur kaldım müdahale etmeye.

Her banyodan sonra böyle yapıyolar yaaaa.

Pazartesi günü son raporumu aldım. Nisanın 14ünde işe başlıyorum. 2 hafta kalınca tabi birden kıymete bindi günlerim. Ne çabuk geçti 5 ay. 5 aydır evdeyim inanamıyorum. Günler kıymete binince bi de tabi Kubo açılınca 2 günde bir soluğu Kubo'da almaya başladım. Sağolsun kayınvalidem Bora'ya çok güzel bakıyo. Bugün bi tane mont almış bayıldım. Büyük boyu olsa kendime de alırım, o kadar yani.

Bora'nın 3. ay kontrolü yaklaşıyor. Sanırım 7 kiloyu geçti. Kenan'ın yeğeni 5 aylık o da 7 kilo civarıymış. Valla bu kadar hızlı gelişmesine inanamıyorum. Bakalım doktoru Levent Bey ne diyecek.

Not: Bu hafta sonu oylarımızı da kullandık. İ.Melih Gökçek yine aldı Büyükşehiri. Çankaya'yı da Bülent Tanık aldı.