23 Haziran 2009 Salı

başlıksız

Pazar günü babalar günüydü. Yiğit'in ilk babalar gününe Tenes'te Bozcaada kahvaltısı ile başladık. (Nasıl bitirdiğimizi hatırlayamıyorum şu an Panora'ya gitmiştik galiba. Bir saniye sorayım.................tamam kahvaltıdan sonra Yiğit işe gitti ve geç geldi:))

Cumartesi, Gölbaşında Garden Party'ye katıldık. Yedik, içtik, köfteler nefisti. Dersanenin tüm hocaları ve çalışanları davetliydi. 70 civarı davetli vardı sanırım.

Müsteşar Yardımcımızın izni dahilinde süt izinlerimi 2 ay, yarım gün olarak kullanmaya başladım.

Kubo'yu Vodafone'a devrettik.

Bu hafta anneanneceğimi kaybettik. İşyerinde de bunalım durumları. Pek yazasım yokmuş anlaşılan. Halbuki bir hevesle oturmuştum bilgisayarın başına. Neyse bu seferlik fotoroman olarak idare edelim.


Oncaklarımla mutluyum.

Artık bayaaaa kuvvetlendim baksanıza nasıl kalkıyorum.

Babamın burnunu yemeyi çok seviyorum. Biraz salyalarım akmasa daha rahat olacak ya neyse.

Garden Party'de zorla piste çıktım uykum geldi beniiiiim.
Dedem ve ben.
Babam ve ben.
Annem ve ben.

3 Haziran 2009 Çarşamba

Haziran geldi yaz gelmedi

Ya da ben her sene olduğu gibi ancak tatile gidip geldikten sonra yaz havasına girebiliyorum. Yine de bu sene bir sağanak yağıştır gidiyor. Havalar böyle olunca ne giyeceğimi de şaşırıyorum.

Evin içinde sıcak basıyor, sabah çıkınca üşüyorum, öğlene doğru tekrar sıcak, eve girince bi ayrı sıcak. Durum böyle olunca Bora'yı da nasıl giydireceğimi şaşırıyorum. Giydirip çıkarınca terliyor, az giydirince üşür mü diye düşünüyorum. Gece yatırınca battaniye mi örtsem yoksa ince penye örtüyü mü örtsem karar veremiyorum. Bu kadar stres yaşayınca da elimde egzamalar çıkıyor:)
Bora 3 gün sonra 5 aylık bir dombili olacak. Geçenlerde araba koltuğu bakmak için joker'e gittim. 4 çeşit koltuk var. Biri 0-13 kilo, biri 9-18, bir diğeri 15-36 ve biri de 9-36 kilo için. (Bora'nın boy ve kilo gidişatından dolayı sonuncusunu almak daha akıllıca geliyor. ) Joker'deki satıcıya "benim oğlum 9 kilo ama 5 aylık" diyince adamın gözleri faltaşı gibi açıldı, "yani bunu kullanması için bebeğin oturuyo olması lazım" dedi. Şimdilik araba koltuğu planlarımı erteledim ben de.
Bu at da yakında elimde kalacak. Başımın üstünde dönüp duruyo napim.
Beş aylığım, çok tatlıyım. Ananemin aldığı tulumu giydim. Tulumun üstünde 9-12 ay yazıyomuş. Bana tam oldu.

Geçen haftasonu Temelli de Yaza Merhaba Partisi vardı. Bora, babannesi ve tabiki ben de katıldık. Güzel geçti. Havafişekler atıldı , yemekler yendi. Bora'da bayaa ilgi topladı. Artık (son bir haftadır) zırt diye sırt üstünden yüzüstüne dönüyor. Sanırım yorgun günler yeni başlıyor.

Geçen haftasonu ayrıca dayısı da geldi Bora'nın. 10 günlükten sonra ik kez gördü minnoşu. "Artık bir dahaki görmene Bora yürüyo olur" dedim de gülüyor dayı.
Bu son ay içinde Nazlı halası bel fıtığı ameliyatı oldu, Bilkent'in sınavına girdi. Merakla sonucu bekliyoruz.
Annem halamın makinesini kullandı yine. 73 buçuk kiloya düşmüş. Ama pek iyi gitmiyo zayıflama işi. Boşver diyorum ben seni her halinle seviyorum diyorum ama dinlemiyo.
Annemin boğazında bir takım şişlikler çıktı. Neyse ki bişeyi yokmuş. Annemin gençleşme harekatı devam ediyor. Ben de sonuna kadar destekliyorum. (Böylelikle ilerisi için kendime ortam hazırlıyorum hehe)
Semin cini sayesinde Twilight'a sardırdım. Dedim beni bulaştırma, bak sonra fena oluyo diye ama kanıma girdi bi kere. Hayır çok uyduruk bi kitap ama kaptırınca gidiyo işte, çerez niyetine. Ne zamandır kitap okuyamıyodum maalesef, en azından başlamış oldum.

Bu haftasonu partide dedesini, ananesini, ertesi gün de çiftlikte büyükbabasını gördü Bora. Ne şanslı bebe, herkes çok seviyo:)
Blog tutarken arayı yine çok açmışım ne yazacağımı şaşırdım. Neler oldu bu ay tam da hatırlayamıyorum. Napalım artık.
Artık rahatlıkla dönüyorum. Genelde sağıma doğru. Ama sonra geri dönemiyorum.
Babama benziyoruuuuuuuuum.
Dişlerim de kaşınıyor sürekli.
Ve kafamı tutabiliyorum, biraz büyükmüş o bakımdan fazladan alkış lütfen.
Mışıl mışıl mışıl mışıl...

13 Mayıs 2009 Çarşamba

4 aylık oldum

Bora 6 Mayıs'ta 4 aylık oldu. Doktorumuzu görmeye gittik yine. Bi de baktık Levent Bey hop diye Bora'yı oturtmuş. Meğerse 3 aylıktan itibaren oturtulabilirmiş. Bora 8kilo 200 gram civarında çıktı. Miniminnacık fazlaymış kilosu ama problem değil şu anda. Bir buçuk yaşında göbekli bişey olursa o zaman koşu bandına çıkarırız dedi Levent Bey.

Konakları hala geçmedi. Sonra bir gece bi baktık kafasından sular sızmış yatağa. Tabi bizim içimiz parçalandı hemen ertesi gün koşa koşa dermatoloğa gittik. Zaten çok kaşınıyodu kafası. Seboroik dermatit mi ne öyle bişey dedi doktor hanım. Kortizonlu bi krem verdi yüzüne (lokoid) saçlı deriye de başka bişey verdi. Bi de allerset verdi kaşıntı için. Cildi çok hassasmış ve konağı çok ağır geçiriyormuş. 5-6 ay sürebilir, geçirmeye çalışmayın, bu bi hastalık değil zaten dedi doktor hanım. Ben zaten biliyodum da işte herkese dert oldu.

Oturuyorum artık.

Annemle evde Funda Ablamın aldığı battaniyenin üstünde oynuyoruz.


Babannemde çok mutluyum. Bu üstümdeki de İtalya kreasyonumdan.

Güvercinim ben.

Birde bugün Bora'nın aşı günüydü. 2 bacağını da deldiler hainler:) AAAaaaaaa ilk anneler günüm de bu haftaydı yahu. Ne çok olay olmuş. Bu kadar ara verirsem böyle olur. Anneler günüm çok güzel geçti. Annem harika bi hediye almış bana, bi tane de hazırlamış. Hüngür foşurt ağlattı beni. Taaaaaaa glasgowlardan, istanbullardan bile telefon geldi. Beklemediğim bir sürü kişi aradı çok sevindim. O günümü annemde ve Yiğitin ananesinde geçirdik. Annem tabi Bora'yı çok özlemişti. Büyük anane de. Yiğit de 2 sürpriz hazırlamış numara yaptı bana, canım benim:))))

Ötel dengize sıfır...

2-9 Mayıs tarihlerinde kayınvalidem İtalya'ya gitti. Uzun bir İtalya gezisinden Bora'yı donatmış olarak döndü. Benetton'u kapatmış:) Çok güzel diye anlatıyor umarım biz de gideriz ilerde.

Biz de ailecek ilk tatilimizden döndük. Antalya'ya gittik. Giderken havanın güzel olmasını beklemiyorduk. Hava durumu hep bulutlu gösteriyor, 20 derece civarında diyordu. Ama yağmurlu başlayan tatilimiz bayaa güneşli geçti. Yandık bile.

Babam araba kullanıyor. Ben varım diye 100'ü hiç geçmedi, dersem inanmayın. Arada 130'a çıkmış. Eeeee annem Eğirdir, Akşehir, Yunak üstünden daha kısa, ordan dönelim diye tutturup da dönüş yolunda bizi çakır-çukur virajlı yollara sokup, bi kaç saat geç kalmamıza sebep olunca, biraz kızdı sanırım. Allahtan araba da ben varım da arada aynadan yüzümü görünce yumuşuyo:P

Ötelimiz dengize sıfırdı...Babamla annem habire yedi. Zaten günümüz yemek vakitlerine göre programlanıyodu. Sabah kalktık kahvaltıya indik, o bitince biraz havuz, bi baktık aaa öğle yemeği gelmiş hemen yemeğe, ordan odaya uyumaya, ordan kalktık aaaa akşam yemeği gelmiş filan derken saat 9 oldu benim uykum geldiiii. Kusura bakmasınlar bizimkilerde erken den yatmak zorunda kaldı. Napalım, gülü seven dikenine katlanır.

Kremleniyorum.

Bu tatilde ayaklarımı keşfettim. Annem onlara niyeyse sıcak poğaça diyor. Her sabah bi öğün yiyor.


Çok fazla da yanmamalıyım cildim hassas.


Oh yaaaa tatil gibisi var mı heheyyyyyyt.

Bu tatilde babamla birbirimize doyduk resmen, çok özlemişiz. Beni çok gezdirdi. Hatta bi öğlen babamla çıktık 2 saat gezdik annem de odada uyudu. Babam beni dizine oturtup döner yedi, bişeyler içti.

Akşam yemeği sonrası gezintileri. Hava akşamları serindi de sarmalandım yine.

24 Nisan 2009 Cuma

Keyfim gıcır

İşe başladım. 2 hafta oldu. Özlemişim. Bora 3 buçuk aylık ya işyerinde şaşkınlıkla karşılandım. Neyse herşey bıraktığım gibi. Sanki 5 ay ayrı kalmamışım hiç.

İşe başladım. Başlar başlamaz 1 hafta izin aldım. Bu hafta kayınvalidem İtalya'ya gidiyor. Ben mecburen izin almışken benim mecburi iznim birden tatile dönüşüverdi. Yiğit "Bari biz de bi yerlere gidelim dedi" ve biz de Antalya'ya gitmeye karar verdik. Pazartesi gidiyoruz. 3 gece Club Voyage Belek'teyiz. Bu tatil masrafları da arttırdı. Bora'ya güneş koruma kremi, kendimize de krem, Bora için arabaya 2 adet güneşlik, Bora'ya şapka, Bora'ya ilaç, ekstra biberon falan derken paracıklar gitmiş. Artık kendimden çok Bora'ya alışveriş yapmaya başladım.

Bora kahkaha benzeri sesler çıkarttı bugün. Bugünün blog entrysinin sebebi de bu aslında. Babannesi gugu-agu eşliğinde jimnastik yaptırırken bi bakmış bizimki bi sesler çıkartıyor.

Mışılmışılmışılmışıl...
Ardanın koltuğu da cidden rahatmış, ooooooooh.
Çok seviyorum beniiiiiiiiiiiiiiiiiiii, gülünce de ne tatlı oluyorum.
keyfim gıcır...

11 Nisan 2009 Cumartesi

Bir ilkbahar günü

Bu ilkbahar gününü annem babam ve Bora'yla Temelli civarında geçirdik. Sonunda Bora tam anlamıyla güneşle tanıştı. Hava harikaydı. Giderken Trabzon ekmeklerimizi aldık. Tandır etimizi aldık. Benim galiba yemek konusunda gözüm doymuyo. Eti az bulmuştum ama arttı bile. Neyse 3 gün sonra işe dönüyorum. Fazla kilolarımdam kurtulmak için sürekli işe başlayınca diyordum ama bu boğazımı nasıl kesicem merak ediyorum.

Şehirde yaşaya yaşaya temiz hava bol güneş insanı çarpıyor. Eve gelince bir yorgunluk çöktü üstüme. Benim üstüme çöktü de maalesef Bora'nın üstüne çökmedi. Neyse yaptırdık banyosunu. Konaklarını yıkadık. Ne inatçı şeymiş şu konak. Zeytinyağı sürüyoruz, karbonatlı su yapıyoruz bana mısın demiyo. Sonunda mustelanın konak giderici şampuanını aldım, bakalım artık ne kadar daha bu inat devam edecek.

27 Nisan'da kayınvalidem İtalya'ya gidiyor. Biz Antalya'ya. Yiğit Club Voyage Belek'te yer ayırtmış. Club Voyage Sorgun harikaydı bakalım burası nasıl. Bora'yla ilk seyahatimizi dört gözle bekliyorum.
Annem yine anneannemden birşeler yürüttü. Bu sefer de elektrikli süpürgeyi aldı.
Dedem biraz büyümemi bekliyo. Onunla dağlara çıkıcaz. Dere tepe gezicez.
Çok tatlıyım çok noolucak benim bu halim.
Uuuuuuuuu.
Annem poz vericem diye beni ağlatıyo yaaaaa.
E babam nerde yahu?

6 Nisan 2009 Pazartesi

Bora ve Barack

Bora, Dünya gezegenindeki 3. ayını tamamladı. Buna göre; boyu 64,5 cm, kilosu 7030 gr, baş çevresi 41,5 cm. Standartlara göre, gezegenimizdeki 18. yılında 1,88-1,92 m. arası bişey olacakmış. Gününde dünyaya gelen her 100 bebekte ilk 10 arasındaymış.
Doktorumuz Levent Bey Bora'yı şöyle bir mıncıkladıktan sonra, böbreklerinin, dalaklarının, ayak tırnaklarının, kulaklarının, gözlerinin, ciğerlerinin, kalbinin, kemik gelişiminin vs. gayet iyi olduğunu söyledi.

Bu amca ne diyo acaba?
Yiğit yan çekmiş vidyoyu.
Bugün aşı da oldu Bora. Rota aşısı. Ağızdan bir sıvı içirdiler aşı niyetine, o yüzden bi sıkıntı olmadı. Levent Bey günde 5 dakika güneş görmesinin günlük D vitamini ihtiyacını karşılayacağını ve havalar ısındığı için 1 saat kadar dolaştırabileceğimizi söyledi. İndir çıkar, indir çıkar bayaaa bi kol kası yapıcaz anlaşılan.

Dün akşam Barack Obama Ankaraya geldi, yolları altüst etti. Bugün Yiğit Farabi'den işe yürümek zorunda kalmış. Fakat Seğmenlerden aşağı inen yokuşu yaya trafiğine de kapatmışlar. Artık uçtu mu naaptı, telefonda tam dinleyemedim gerisini.
Dün Bora'yı anneannesine bıraktım. Kendimi Ankamall'e attım. 4 saat dolaştım. Alışveriş yaptım. Yiğit'in kotlarını giymeye başlamıştım. Fena da durmuyolar aslında ama yine de kendime kot pantolon aldım. (Babamın bonuslarının üstüne yatmakla ne iyi yapmışım.) Aman birkaç ay sonra hamilelik bitecek, yok kilo veririm yaza kadar diye diye üstüme birşey alamıyodum. En sonunda bişeyler aldım.

Akşama yine kafedeyim, beklerim......................................................................
Bu arada kafeye gittim. Dolmuşa bindim. Sahil Güvenliğin orda indim. Araçları Kızılay'a sokmuyorlardı. Yağmurda yürüyüş yaptım.
Akşam 5'te yollar hala kapalıydı. Kızılay Meydanı.
Atatürk Bulvarı.